Merhaba!! Bloguma hoşgeldiniz :)

Estim yazdım sayfası


Aslında öyle bir curcuna içine düşmüş, bu karışıklıktaki sesleri öylesine benimsemiş, öylesine alışmış hissettim ki kendimi. Neydi böyle kanıksamaya neden olan, nefessiz kalışı yaşamak için bir zorunlulukmuş gibi hissettiren neydi bilemedim bir an... Bir fotoğraf karesiydi belki... Belki bir ağıttı menekşelerime bakarken televizyondan kulağıma çalınan... Belki de yalnızlığımdı... Yalnızlığıma eşlik eden, bir büyüğün "bu ne böyle gıygıy, içim şişti sultan kapat şunu" dediği tarzdan bir melodinin de salonu doldurduğu bir pazar günüydü... Pazar deyince aklıma sabah yumurtalı ekmek kokusu ile uyandığım çocukluğum gelir .. Uyanıp, pijamanın bir paçası dizimde diğeri bilekte halimle salona, sonrasında salonda annemle babamı göremeyince pürtelaş mutfağa koştuğum bir pazar .. Peynir yemezsen olmaz diye bir ses çalınır kulağıma..Akşam banyoya girip,bizimkiler dizisini izleme anına kadar koştur koştur geçen, pazartesi sendromunun olmadığı çünkü pazarı sonuna kadar içtiğimiz bir pazar.. Belki her gün bir pazar huzuru ile geçtiğinden,pazar olduğunu sadece reklamlarda geçen parlement pazar gecesi sinemasından algılayıverdiğimiz öyle uzakta kalmış, öyle acıtan bir pazar.. Acı ile dolu olduğundan değil.. Düşününce, uzaklığına yaşanmışlıklara göre küçük kalmış kollarımla uzanamayacağımdan acıtan bir anı olduğundan..Bugün ne kadar istemişim meğer öyle bir pazar olmasını.. Curcunada unutmaya başladığım o günün olduğunu hissetmek istemişim.. kendi başıma yaptığım, ve peynir yemem konusunda bir uyarı olmadan bitiriverdiğim kahvaltıdan, öğle saatlerine gelmek üzere olduğu halde zaman, bir çimene ayağımı basıp babamın mangal başında bize kasaptan aldığı etleri pişirmiyor olduğundan,  bir internet sitesinden verdiğim siparişi yeme görevini tamamlamak üzere olduğumdan, pikniğe giderken uğradığımız, elini öptüğüm ve şimdi resmine bir çerçeve bile ayarlayamadığım Fatma anneannemin sesini duyamadığımdan hissedemediğim bir pazar.. Çevirmeli telefonla arayıp işlettiğim halam bugün babama beni şikayet eder mi endişesi ile heyecanla ikindi .........................................klavye hızım anılarımızın aklımdan geçiş hızına yetişmeyeceğinden belki... belki simli kanatları pır pır dönen içimin gamını uçuran rüzgar gülünden yalnızlığımdan belki dee... Öyle hissediyor olmamdan... Pc ekranını kaplayan ailemin sesinden.. Sarılamamdan......  
Sultan 26.05.2013

Kendi kendime gördüm çizdim..
Alakasızca gittim gezdim.
Laf olsun diye içimden geldi yazdım..
Öylesine bir blog..
Öylesine bir hayat..
Öylesine bir cümle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder