Aslında öyle bir
curcuna içine düşmüş, bu karışıklıktaki sesleri öylesine benimsemiş, öylesine
alışmış hissettim ki kendimi. Neydi böyle kanıksamaya neden olan, nefessiz
kalışı yaşamak için bir zorunlulukmuş gibi hissettiren neydi bilemedim bir an...
Bir fotoğraf karesiydi belki... Belki bir ağıttı menekşelerime bakarken
televizyondan kulağıma çalınan... Belki de yalnızlığımdı... Yalnızlığıma eşlik
eden, bir büyüğün "bu ne böyle gıygıy, içim şişti sultan kapat şunu"
dediği tarzdan bir melodinin de salonu doldurduğu bir pazar günüydü... Pazar
deyince aklıma sabah yumurtalı ekmek kokusu ile uyandığım çocukluğum gelir ..
Uyanıp, pijamanın bir paçası dizimde diğeri bilekte halimle salona, sonrasında
salonda annemle babamı göremeyince pürtelaş mutfağa koştuğum bir pazar ..
Peynir yemezsen olmaz diye bir ses çalınır kulağıma..Akşam banyoya
girip,bizimkiler dizisini izleme anına kadar koştur koştur geçen, pazartesi
sendromunun olmadığı çünkü pazarı sonuna kadar içtiğimiz bir pazar.. Belki her
gün bir pazar huzuru ile geçtiğinden,pazar olduğunu sadece reklamlarda geçen
parlement pazar gecesi sinemasından algılayıverdiğimiz öyle uzakta kalmış, öyle
acıtan bir pazar.. Acı ile dolu olduğundan değil.. Düşününce, uzaklığına
yaşanmışlıklara göre küçük kalmış kollarımla uzanamayacağımdan acıtan bir anı
olduğundan..Bugün ne kadar istemişim meğer öyle bir pazar olmasını.. Curcunada
unutmaya başladığım o günün olduğunu hissetmek istemişim.. kendi başıma
yaptığım, ve peynir yemem konusunda bir uyarı olmadan bitiriverdiğim kahvaltıdan,
öğle saatlerine gelmek üzere olduğu halde zaman, bir çimene ayağımı basıp
babamın mangal başında bize kasaptan aldığı etleri pişirmiyor olduğundan, bir internet sitesinden verdiğim siparişi
yeme görevini tamamlamak üzere olduğumdan, pikniğe giderken uğradığımız, elini
öptüğüm ve şimdi resmine bir çerçeve bile ayarlayamadığım Fatma anneannemin
sesini duyamadığımdan hissedemediğim bir pazar.. Çevirmeli telefonla arayıp
işlettiğim halam bugün babama beni şikayet eder mi endişesi ile heyecanla
ikindi .........................................klavye hızım anılarımızın
aklımdan geçiş hızına yetişmeyeceğinden belki... belki simli kanatları pır pır
dönen içimin gamını uçuran rüzgar gülünden yalnızlığımdan belki dee... Öyle
hissediyor olmamdan... Pc ekranını kaplayan ailemin sesinden.. Sarılamamdan......
Sultan 26.05.2013
Alakasızca gittim gezdim.
Laf olsun diye içimden geldi yazdım..
Öylesine bir blog..
Öylesine bir hayat..
Öylesine bir cümle...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder