Garip bir sessizlik çöktü
dünyaya. Bir çocuğun üzülmesinden hemen sonra.. üzüntüsü bir girdap oldu önce
beni aldı içine..nefes kesen, toz toprak ve yağmur damlalarının yoğurup adeta
kustuğu, yıllardır biriken, tümüyle benliğine sirayet eden pis bir sessizlik...
Hem de bir küçük koca gözlü çocuğun üzülmesinden hemen sonra.. Ne uzun, upuzun
kirpiklerinden süzülen damlaların şıpırtısı bozdu bu sessizliği, ne de her
ağlayan çocuk gördüğümde attığım çığlık.. Gittim evin tüm ışıklarını
yaktım..Karşı binadaki bir dairede bir diğer çocuk korkmasın diye fişe takılan
gece lambasının ışığı, yaktığım onca lambaya nispet evimi aydınlatıyordu...
İnsan gitmek isterse..
Bir sabah uyanıp idrak ettiğiniz ilk nefesi aldığınızda eğer olduğunuz hayattan memnun değilseniz o zaman o hayatı terketmek zamanı gelmiştir..Solumayı, yaşamayı terketmek değildir aslında bu.. Bir masayı bırakmak, işe yaramayan bir eşyayı atmak veya siz çabaladığınız sevdiğiniz halde umurunda olmadığınızı bir nefes gibi idrak ettiğiniz insanları bırakmaktır.Vardır herkesin öyle anları.. Bazen etrafınızdan, bazen işinizden, bazen eş dosttan razı olmayanlarınız çoktur.. Hatta kendinizden razı olmadığınız zamanlarda çoktur.. alıştığınız için kanıksadığınız, doğru bilmediğiniz halde ayak uydurduğunuz, mutlu olmadığınız halde ve sahtenin iyi olmadığını bildiğiniz halde sahte gülümsediğiniz..Ve çabalasanız da değişmeyeceğini düşündüğünüz bunun için adım atamadığınız çoktur. işte bu zamanlar sadece sevmeyen terkeder diye düşünmeyin birinin hayatına, birinin gönlüne girmeden çıkamazsınız sanmayın. Bir nefes alın ve sizi kıranlardan, girmediğiniz gönüllerden, sizi kendi içinize hapseden yerlerden kaçın.. Hak etmediğiniz hiç birşeyi yaşamayın, üzülmeyin, üzeni üzemiyorsanız bile kimsenin sizi üzmesine izin vermeyin....
Kaydol:
Yorumlar (Atom)